Lambadaki Cin

görüyordum. dokunamıyordum ama içine içine gözlerimle. içimde kalmıştı resmen. bir ara gözüm kaydı sanki camın arkasında da aynı görüntüyü sezdim fakat kafamı çevirmeye yetişemedim. lambaya bakıyordum altı üstü. doğaüstü yetenekler verdim sanırım aklımca bu tasarruflu zamazingoya. kafamı ileri geri itip çektikçe gölge gidip gidip geliyordu. ama göremiyordum artık seni. küçükken duvara balık olarak yansıyan gölgesi sen olmuştu bugünlerde. ama göremedim. küçüklüğümdeki balıkta çoktan gitmişti. şimdinin gölgesiz, yansımasız, hayalden bile tasarruflu ampülleri..ne kadar uyuz bir durum değil mi? lambadan bir cinin çıkmasını beklemek gibi süzülen ışıktan sevgilinin hayalini beklemek. anladım ki seni düşünmekten tasarruf etmişim bugün..
” şimdi bana dediki seviyorum seni dedi. bende şaşırdım kimi dedim. seni dedi. bende kimi diye tekrarladım. seni seni dedi iki kez. bende iki kez şaşırdım bu sefer. dilim dolaştı. seni seni seni tekrarladı 3 sefer.bende 3 kez şaşırdım. 4üncüde eeee yeter bee dedim bende sizin gibi “
Hem Kırılgan Hem de Küp

x kilo sevgiliyi alıyoruz. her biri aynı boyda olacak şekilde küp küp kesiyoruz. her küpün hacmini hesaplıyoruz. son küplere doğru “anam elim kaydı taşırdım” diyerek küplerin içini sevgimizle dolduruyoruz. kısık sesli seni seviyorumda hafif yanakları pembeleşinceye kadar bekletiyoruz. üzerine bir-iki yudum şarap kattıktan sonra beklemeye başlıyoruz. sms’ini veya hazırlanmasını bekler gibi. bu arada gözlerine kitlenip kalıyoruz. sevgiyi biraz yükseltip, saçlarıyla oynamaya, yanaklarına dokunmaya başlıyoruz. ve tam bu sırada asıl malzeme olan aşkımızdan yine dilediğimiz kadar karıştırıyoruz. kıvamı sevgilinin tenine eşdeğer olduğunda ağzını hafifçe kapatıp “biliyorum” diyoruz.
Kendim Kadar Seviyorum Seni

geceleri bacaklarımı göğsüme toplayıp, ellerimle sıkıştırdığım görüntümü görüyorum sana baktığımda. ve aklıma hep “kalbin yumruğun kadardır” geliyor. mutlu oluyorum buna. çünkü o görüntüde ben bir yumruk oluyorum ve kalbim boyum kadar, ben kadar oluveriyor. yoğunluğunu göstermeye çalışıyorum sana sevgimin. zeytinyağı gibi, mutsuzluğunun üstüne çıkabileceğini göstermeye çalışıyorum toparlacık olup. sana göre 7 milyar insanla paylaşılması gereken bu iğrenç küre bana birden kendi halimi hatırlatıyor. top gibi kolumu bacağımı toplayıp sana dönüyorum. dahası yok o an benim için. takla atmak bile hoş geliyor gözüme. bisikletin, otobüsün, metronun yerine toplanıp takla atarak ulaşımımı sağlamak geliyor. oh hemde ne güzel geliyor. sen bana ters takla attırma aman! son attığım ters taklada belimi incittim ben..
Denizkızı / Mermaid

gerçek yaşamın denizde olduğuna kilitlen kal.olandan bitenden haberleri olmadığını san. deniz kızı sevgilim olsaydı diye kendi kendine şuursuzca yan. dalgalardan parıl parıl saçlarıyla kucağına doğru yaklaşacağını, “oksijenim yetene kadar kalacağım yanında” dediğini duy ama aldırma. “ne de olsa gitmez, denizden geldi benim için” diye umut bağla. az buz bildiğin gemicilik ve denizcilik terimleri ile konuşmaya çalış. görüntünü ve duruşunu bir kaptana benzet, sözde etkili olacağına inan. “pokemonum” diye sev severken. kulağına denizli martılı şarkılar fısılda. köpek balıklarından, balinalardan hatta midyelerden bile kıskanıyorum seni de. ve sıkılsın senden. gitsin yine geldiği dalgalara. otur ayrılık şarkıları fısılda kendi kulağına. dişini gıcırdat, göbeğini kaşı, dişlerini tırnağınla temizle. denizden kız çıktı onu bile kaçırdın. o da ne?saçları kısaymış lan bunun!
Perşembe Mim’i

perşembe perşembe mim mi olur demeyin.çarptı geldi pckolog dan. konu avrupa yakası dizisinde hangi karakter olmak isterdiniz? bülent bey, mösyö bülent ya da amcaaağh olmak isterdim. bitti. soruda olmayan “neden?” kısmına gelirsek efendim ben bülent beyin yerinde olsam oğlu cem’i bir güzel döverdim. arkasından yine genç bayanlarla takılıp akşam eve sarhoş gelir uyurdum.yine ben bülent bey’in yerinde olsam, yani kendime onu seçtim ya, o oldum ya ben şimdi, ben kimsenin yerinde olamam yahu, bu hayat benim azizim..
mim yapışsın.
her çocuğun aileye ihtiyacı vardır

unicef’in dahiyane afiş çalışması.
Ilgili Bağlantılar:
http://www.unicef.org
http://www.unicef.org/turkey/
http://www.unicefturk.org/
http://www.unicef.org.tr/
http://eshop.unicefturk.org/
ICIME PARK EDILMIŞ UMUT

acı küpü gibi, yeni ekşili jelibon gibi, sezercik gibi yazsamda, söylesemde, şimdi bile manasız manasız baksamda var bendede birşeyler..yeni fark ettim..acılı ezme çekiyor canım mesela sizin gibi, kalorifer görünce sarılmak gelir benimde içimden evet.telefon çalınca açmadan kim acaba diye düşünürüm bende, “filler çiftleşirken olan çimenlere olur” deyişine pis pis sırıtırım. “yumurtayı çok sevmem” der menemeni küt küt götürürüm ve insanlık için vermeyeceğim şey yoktur derim arada bir..
araya alakasız bir konu girdi:
“denizi sevmeyen yoktur mesela.kabul edilecek güçler vardır değil mi hayatımızda. seveceksin kardeşim denizi. bak biz hepimiz seviyoruz. öyle asiliğe, marjinal olma tavırlarına gerek yok. tuz ve su bu..”
benimde içime bir umut park edilmiş
ha bir bayan park etmiş gibi kıçı biraz dışarda kalmış o ayrı..
Kardan Adam

Çocukluğunu doya doya yaşayan biri olarak kar yağışının ayrı bir tadı vardı hep içimde..Kar yağsın diye etmediğimiz dua kalmazdı..Birde kar yağarken camdan bakmak bir çeşit hurafe olsada karın kesilmesine neden olduğu sanılırdı çocukken..Bundan dolayı arkadaşımla beraber kız kardeşini dövmüştük camdan baktın kar kesildi diye.. (daha fazla…)
9 da 9 ve 3 boyutlu aşk masalı

9 da 9 u bilenbilir. hep “bu şarkıyı çok seviyorum, ama kim söylüyor bilmiyorum” un albümüdür. hatta fatiherdemci hep feridun düzağaç diye geçer listelerde..
sazcı ve sözcüler sırasıyla:
- Kaan Öztürk – Yollarda Yoruldum
- Ufuk Hastoprak – Bir Bodrum Yazı
- Beyaz Önlük – Son Defa Sarıl
- Haydar Karadağ – Deliyim
- Fatih Erdemci – Ben Ölmeden Önce
- Okan Ünver – Say Geriye
- İkinci Kuşak – Geçmişler
- Ece Ülker – Aşk Zamanı
- Batu – Koparıldım
götürür, kendi başınıza hırkanızı alır, bırakır gelir bu albüm sizi.
işte bende en son geçtiğim acı tünelinde radyomun frekansını kafama göre ayarlamıştımki tünel yayınında “9 da 9″ vardı. çevirip çevirip cimcikledi.
toplatın bu albümü arkadaş.olanlar zaten sorunludur, çabuk kanarlar ver dediğinizde.
takalım gözlüklerimizi
dalalım sevdamıza
hemde üç boyutlu
sanki hallettik önümüzdekini
olsun yinede ona sahip olmak istiyorum, onun için deliriyorum diyorsanız burada gömülü. hemde şifresi www.portlak.com
diş fırçası ile duvar boyamak

gülgün feyman saçını boyasa, kaşını kaldırıp anlatsa,
dinlesek…
haberimiz olsa,
halimizden…
içini merak etsek isimsiz, cisimsiz bir kutunun,
izlesek…
boş olduğunu görsek,
halimizden…
nilüfer çiçeğini arasak bizim buranın derelerinde,
olsun arasak…
farksız olduğunu görsek otların,
halimizden…
diş fırçalarımızı alsak, içinde fırça saplı kalmış boyayı sulandırsak iyice,
beklesek…
bir ton daha açığı,
halimizden…
mum ışığında ki göçük

geç geldiğim günlerden biriydi. elektrik ben elimi düğmeye atana kadar vardı ama attım yandı ve söndü. beklemeden mum aramaya koyuldum.1 milyoncudan alınmış kutu içinde sırayla yamuk yumuk dizilmiş civata gibi kıvrımlı mumları koyduğum rafı bulamıyordum.karanlıktan korktuğumdan değilde mumu kafama taktığımdan inat etmiştim sanki. bokunu sorun yapıp gömdüğünde kurtulacağını sanan adam oluvermiştim..
ve kişisel finalim. civata mumları buldum. bir tanesini dibine kendinden damlattığım mumu sapladım.
koyduğum masada otururken sigara aklıma girdi.
mumdan doya doya ağzımı yamultarak sigarayı yaktım.
aklıma denizciler geldi.
sigara içilen yere mum yakmanın mantığını düşündüm ama bir bok bulamadım. üfledikçe havaya havaya gidiyordu sıcak havayla duman. bu muydu “mum yakın çocuğa dokunmasın” ın tüm sırrı?
çocuğu, içmeyeni kolluyordu da bu mum içenin de içine ediyor. adamı düşünmeye itiyor arkadaş!
derken uyuyakalmışım. mum cızırdayarak, pis pis kokarak bitmiş. elimle ıslattığım götü kalmış. altından çakmak yakıp yumuşatıp elimle şöyle bir sıyırdım. civata mum.heh.
