Çarpık Görüşme

ve bir gölge çöküyor üstüme. bir ışık yansıması bu kadar ağır olabilir mi? boş bira şişelerini kendi başına çevirmek hiçte keyifli değilmiş derken gölge burada yardımcı oluyor bana; ben şişeyi çevirdikçe onun kafasıda dönüyor olduğu yerde. bir baykuş gibi aynı, hızlı, takip edilemeyecek kadar hızlı. şişe dönüyor, gölgenin kafası dönüyor. şişe duruyor ve ucu bana kıçı gölgeye bakıyor; evet, nedir? diyor gölge başını döndürerek. kötüyüm galiba ben diyip kestirip atmayı deniyorum. ama başını o kadar hızlı dönüyor ki sinirlendiğini fark ediyorum. yine terk edildim diyorum; cesaret mi doğruluk mu demedim diyor her yer dönerken. nedir dedim.. ne olduğunu bilseydim burada ben, şişe ve şu dönen başınla sen olmazdın diyorum.. tadı kaçıyor bu ortamında, gölge üzerime kusuyor..

Lowman tarafından May 29 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 2 Yorum

Yalamalı Uyku Hali

yazla birlikte bakkallarda dondurma şehirler arası otobüslerde de soğuk içecek dayamaları başladı. insanın canı daha çok tatlı fakat hafif birşey istediğinde akıla ilk gelen dondurma yazın sıcağıyla birlikte uyku getiriyor dikkat ettiniz mi bilmem? sağda solda içi geçmiş insan görme ihtimalimizi yüzdeye vurulupta arttığını görebileceğimiz bir rakamla ifade edecek olursak acaip bir artış gözlemleyebiliriz. bu halde kimse tam performans çalışamıyor tabi. işte bütün bunların sorumlusu dondurmadır ve dondurma avrupalıların yüksek ısılı güneş oyunundan sonra üzerimizde oynadığı oyunlardandır! algida’da avrupalı lohusa (yeni doğum yapmış, pert) gıda demekmiş zaten..

Lowman tarafından May 29 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 4 Yorum

Helva Ekmek Çay

film sahnelerini andıran aksiyonlarla dolu bir hayatı yok çoğumuzun eğer taksici yada işportacı değilsek. yıllardır kendi kendimize yarattığımız kıpırdamalar vardır ki bunlardan en bilindiği “ıssız bi adaya düşsen yanına alacağın 3 şey nedir?”dir. en karizma cevapta çakmak, gaz, çakmak taşı bana göre. bunları bir poşete koyup adaya düşen adam nerondan başkası değildir. günümüzün pek meşhur dizisi lost’unda işlediği ıssız adaya düşme, zikerler teması bu soru içinde geçerli midir orası bilinmez ama süleyman demirel’in “dün dündür bugün bugündür” sözü kadar oturmuştur. ilkokuldan bu yana 3 obje bir araya geldimi ıssız adayı çağrıştırırdı, lost çıktı o işte bitti. sandığımız kadar ıssız değilmiş lan orası..

radyoğğhh ooooodtüüü / ıssız ada

Lowman tarafından May 28 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Çok Gülmüş

ikimizde yüzümüzde bu aptal gülümsemeyle uyuyakalıversek, hatta ölüversek.. sabah bulanlar bilemese sebebini bu tebessümün. aslında bizde bilmesek, fakat gülümsemeye devam etsek. geceden kalma bir gülücük ağrıtsa yanaklarımızı, çok kaçırmışız yine desek birbirimize. ve uykunun en tatlı yerinde gıdıklanıyormuşcasına bir kahkaha daha patlatıversek. keyfimizi kıskandıklarından kerem ve aslı mezarlarında ters dönse. gözlerimizi açar açmaz görebildiğimiz tek şey olsak; sana ben, bana sen. ve farkına varmadığımız bir havayı solusak beraberce, hem sen koksa hem ben. sinse üzerimize hiç çıkmasa. kokunda sinse, kendinde sinsen. çıkmasan..

bunların bir kısmı duyduklarımdı. hala gülüyorum. çok seviyorum seni diyerek yazı bitirmeyeli uzun zaman olmuştu..

Lowman tarafından May 20 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 5 Yorum

Eski Araba

arka camında “beni yıka”, sol kapısında bir insan boyunda çizik.. birkaç yıl evvel olsaydı diyor, birkaç yıl.. terkedilmemden birkaç yıl öncesinde, şimdiki aklım olsaydı keşke.. başından bir iki kaza geçmiş, her yıl düzenli olarakta bir sefer lastiği patlamış bir hurda.. ne emeklerim var beni buraya bırakıp gidende.. bunca yıl sırtımda taşıdığımın, girdiğimiz-çıktığımız kasisleri hissettirmeyişimin, sırf rahatı ve keyfi için kendime baktığımın.. birkaç yıl.. beni ondan ayıranın benzine yapılan zamlar olduğunu söylesede inanamadım ben ona.. yalan söylediğini anlamayacak değilim bunca yıllık sahibimin. anahtarlarıda üstümde bırakıp gitmesinden, aynaya son kez bakan gözlerinden belliydi beni bu hurdalıkta başka birisi için terk ettiği.. kendimi suçladım başında.. ama suç benim değil; yıllarındı..

Lowman tarafından May 19 2008 tarihinde Sade kategorisine gönderilmiştir. 3 Yorum

Kürke Hayır

“nereden geldiği ve nasıl başladığı belli olmayan bir kürk modası, istanbul’un hemen bütün kadın tabakalarına yayıldı. bu moda, dedelerimizin ve ninelerimizin bilinen kürkünü tersine çevirip sırtına geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri yapılı bir hayvana benzeme tuhaflığından ibarettir. bu moda, o kadar yayılmıştı ki şimdi kastor mantosu olmayan hanımın hiç olmazsa kedi veya fare derisinden bir kürkü olması gerekiyor. tırnaklarını sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki insandan başka bir hayvana benzemek için uğraşıyor..” kaynak: ahmet haşim – kürk – bize göre. önceleri linklerini verdiğim ve sağda solda desteklediğimi belirttiğim www.kurkehayir.gen.tr ‘yi hatırlatayım dedim. yazıda ne zamandır aklımdaydı.. iyi oldu iyi..

Lowman tarafından May 17 2008 tarihinde Sade kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Gelecek Seçime

herkesin yakarışı aynıydı üzülmüşler ülkesinde; ben bunu haketmiyorum. hemen hemen her köşe başında bir kalabalık ellerinde ufak kartonlar birini protesto ediyorlar.. müziğin sesini açmak veya bağırarak eşlik etmek sorun yaratmıyor. ve bu ülkede seçimler en büyük soruna sahip iki kişi arasında geçiyor yoğun bir rekabet ile. tarafların sürekli kızgın olmalarının nedeni gidişatın bok olmasından başka birşey değil. ve taraftarları da bu gidişattan pek memnun değiller. arkasında durduklarından başka bağlanacak birşeyleri olmadığı için o kadar sıkı bağlanıyorlarki asıl büyük sorun sahibinin bile gücünün yetmeyeceği sorunlar başlıyor güruhlar içinde. ve çareyi bu ülkeyi terk etmekte buluyorlar. 3 dönemdir başkan seçilemiyor. halk hala karışık. yeni doğan çocuklar, yetişen gençler, evliliğe küsmemiş bireyler bulunamadığı için bir toplum daha hayata yenik düşüyor. ileride kazılarda çıkacak olan, içinde sevdiceğin ismi yazan yüzükler, yarım kolyeler ve boş çerçeveler tarihin en büyük sorunu olan kalp kırılmasını üzülmüş nesilden üzülebilecek nesile anlatacaktır.

Lowman tarafından May 16 2008 tarihinde Sade kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Mathfobia

götümden uydurdum başlığı evet. ama matematikten çok korktuğumu, hatta matematikle uğraşanlarıda her an herşeyi yapma potansiyelli adamlar gibi gördüğümü yakın çevrem bilir, olur olmadık yerlerde anlatırlar. ilk başlarda tarihe ve edebiyata baktığım gibi bakmaya çalıştım matematiğe. yani biraz büyüyünce anlarım nede olsa dedim; fakat edebiyattaki gibi haha kolaymış bu diyemedim henüz ve yaş geçti gidiyor. sayılar ile sınırlayamadığımız matematikte yuvarlak yuvarlak cisimler höşür höşür köşelerini birbirine değdirdikçe sayı çıkıyor, parantezler önden yürüyor. ve bu sırada sonuç gerçek bir sayı bile çıkmayabiliyor. tanrım bu nasıl bir düzendir. 2 kere 2=4 e itiraz edebilen bir mekanizma bu. bu girdaba girebilmek için bu hesabı kitabı iş olarak yapmak lazım galiba. matematikle ilgili tek bildiğimle yaptığım artislik bu açığımı kapatıyor : şanslı sayım pi.

Lowman tarafından May 15 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Gözüm Çıksın Emi

içerdiği sıvıları dışarıya atmayı kendine görev bilmiş gözlerim ve bunların kankaları göz kanallarım var. sürekli sigaranın dumanı kaçtı, hava ne tozlu ya, uykum gelir gibi olduda palavralarını söyleyen diğer kanka şıracı dilimde grubun kurucularından. böyle bir bünye ile günde 1 litrelik kola şişesini olmasada rahat şifreli kapaklarından 1-2 tanesini dolduracak kadar sıvı harcıyorum gözlerimden. herhangi bir özelliği olmayan bir akıntı olduğundan pek hoş değil; ne bileyim bilmem kaç metre uzağa fışkırmıyor mesela. ilginç özellikleri olsun ister tabi insan. kendimle ilgili pek fazla bilgi vermeme güvenerek açıklıyorumki evet çok ağlıyorum. bunun adı ağlamak. bilimsel terimlerle beceremeyecek gibi oldum, cahilliğime üzüldüm. gözüme sigara dumanı kaçtı valla!

Lowman tarafından May 15 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 2 Yorum

Kırmızı Gökyüzü

istesen bir kamyon adam indirirsin şuraya seni sevecek, biliyorum. gökyüzüne gökyüzüne vurursun doğruları, kızardıkça kızarsın utancından, durduramayız seni. kıp kırmızı bir gökyüzünde, buradayım nidalarıyla bağırışan arkana aldığın yeldeğirmeni ordunu üstüme işaret ederek “üzün onu” dersin hiç çekinmeden. saçının rüzgarından bile un ufak dağılacağımı bildiğin benim üstüme çevirirsin tüm pervaneleri. ne elde ettiği bilinmeyen bir devinim başlar ordunun içinde. ben o sırada çoktan bir bakkalın toz kalkmasın diye ıslattığı yerlerdeyim. yinede birşeyler yazacak bir güç var içimde, tanelerimi bir arada tutacak. bu değirmenler şimdi ne olacak? hangi rüzgarı tutupta senin için kullanacak? peki bu gökyüzü hep kırmızı mı kalacak?

Lowman tarafından May 14 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

I.O.Ç.S.E. Part One

insan oğlu çiğ süt emmiş part one: ağaçlar cok cok bizim oksijeni tüketiyor, koyunlar ossurup fedonlu eğlencelerde tabak kırar gibi tabaka kırıyordu. durumlardanda anlayacağınız gibi günün vaziyeti gecedeydi. sıcaktan çıplak yatıyor, arada bir altımdan üstüme aldığım çarşafın kıvrık yerleri ile bacaklarımı kaşıyordum. ne huzursuz bir hayattı tanrım. sıcak bir yandan, rüyada gördüklerim bir yandan. uykumu berbat ediyordu bu rüyalar. şunun şurasında 7-8 saat uyuyordum günde. gün dediğin kaç saatki; 24. 30 olsaydı bari düz hesap. gündüzümünde çoğu boşa gitmişti, bulutlar çıktı tam ben güneşlenirken. neden geldim ki bu dünyaya?

Lowman tarafından May 14 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın
  • Kuşum