
erkekler parlak gömleklerinin içinde birer leylek, kadınlar ise şişkin katlı elbiseleri ile adeta kurumaya bırakılmış asılı birer gül.. gözü aradığını buldu ve bir masada yer gösterdi. sandalyesini çekerken mutluluğuna diyecek yoktu; sanki ayaklarının altından bir kürdan boyu küçücük dalgalar gidip geliyordu. yemekler oldukça iyiydi, içkilerde öyle. biraz fazla kaçırmış olacaklarki dalgalar bir çatal boyunu geçiyordu arada bir. saat ilerledikçe davetliler dahada yaklaşıyor birbirlerine, dahada sıcak oluyor içerisi, içkiler daha ağırlaşıyor.. ve dalgalar dizlere gelecek kadar yükseliyor. gece ilerliyor.. dalgalar yüzlere vuruyor.. fısıldamalar, dedikodularda artıyor dalgalarla beraber. normal giyimli, beyaz yüzlü bir erkek çıkıp boğuluyoruz diye uyarmaya çalışsada sesini dalgaların içinde sadece fısıltı ve dedikodu duymaya odaklanmış kulaklara duyuramıyor. gömlekler ıslanıyor, su güllerin üstünde hiçte resimlerdeki gibi durmuyor. sabaha karşı güneşin doğmasıyla kapılardan ve pencerelerden içerisi boşaltılıyor. beyaz yüzlü erkek can çekişiyor. can kurtaranı olmayan bir plajda boğulmak çok zor..
