Media Temple’a geçiş

15 Ağustos 2011

Uzun süredir kullandığım Hostgator sunucularından sorunlarımla ilgilenmemeleri ve eski aboneleri olmam sebebi ile güncel indirimlerden faydalanamıyor olmam gerekçesi ile ayrıldım. Portlak, Yenilink ve diğer siteleri yavaş yavaş taşımakla meşgulüm.

Media Temple’a taşınırken;

  • cPanel aracılığı ile tam yedek, güvenemediğim için de database’leri elle yedekledim.
  • Media Temple’da yer kiralama aşamasında %20 indirim sağlayan “retailmenot” kupon kodunu kullandım.
  • Transfer işlemi uzun süreceği için SSH aracılığı ile sunucular arası dosyaları aktardım. Diğer türlü, kendi bilgisayarıma indirdiklerimi tekrar upload etmem gerekecek, malum düşük upload hızlı bağlantılar ile de bu epey uzun sürecekti.
  • Bir database dışında herhangi bir sorun yaşamadım; o da Notepad++ ile dil kodlamasını Türkçe’ye çevirerek halledilebilecek bir sorundu.
  • Şimdilik mysql güncellemesi bekliyorum, herhangi bir sorunla karşılaşmadım.

Boğaziçi Lokantası

14 Temmuz 2011

Orta Ankara’lı olduğumdan, Boğaziçi dendiğinde aklıma önce Ulus’taki Boğaziçi Lokantası geliyor. Yolunu eskitenler, hatta tadını kaçıranlar listesi olsa, çevre esnafa ek adımı yazarlardı.

Genel olarak esnaf ve gelen-geçene hitap etse de, Osmanlı mutfağından ve geleneksek Türk yemeklerinden seçtikleri yemeklerini yemeğe doyamıyordum.

Herkesin benzer anısı vardır, benimki de şöyle: Boğaziçi Lokantasına gidip çorba içecek kadar para denkleştirirdik. Aşçının yanına vardığımız gibi “kayır bizi Boğaziçi” diye yapışırdık ki, işkembenin tanesinden, ekmeğin ortasından koysun. Güler ve doldururdu malzemesi bol çorbalarımızı.

 

YeniLink

4 Şubat 2011

Vakit buldukça güncellediğim tasarım ve konseptler üzerine olan blogum Yeni Çıktı ‘yı YeniLink adresine taşıdım. Bir süreliğine yenicikti.net ‘den de ulaşılacağı gibi, yayınına yenilink.com‘dan devam edecek.

Forza MyWi

19 Ocak 2011

Uzun süre internetin olmaması, insanı internetsiz yaşama alıştırıyor. Fakat eksikliği de hissedilmiyor değil; 1 hafta öncesine kadar iPhone’dan 3G ile sağlayabildğim erişimi, jailbreaklenmiş sistemde MyWi uygulaması ile bilgisayarımla paylaştım. Öyle güzel bir özelliği var ki, kablo bağlantısı olmaksızın telefonunuzu hotspot gibi gösterip, 3G bağlantınızı Wifi ile paylaşabiliyorsunuz. Bu sayede, ben de eşim de evimize gelmesini dört gözle beklediğimiz DSL bağlantısı olmadan da internete çıkabilir olduk.

Camel Access

24 Ekim 2010

Camel “Discover More” sloganı altında Limited Edition paket çıkarmış, burada rastladım. Bir arkadaşım için bir paket açmadan saklamak üzere kenara attım.

Tiflisgood

17 Ekim 2010

Ben buraya yazdım sanıyordum ama yazmamışım; 25 Eylül günü hayatımın aşkı ile evlendim.

1 hafta kadar Ankara’da turladıktan sonra Gürcistan diyarının Tiflis vilayetine yerleştik. Bunu neden mi yazıyorum; zira bu taraflara yolunuz düşerse bir kapı veya yol gösterici olarak aklınızda bulunsun.

Yakın zamanda bu taraflarda yeme-içme ve gezinme üzerine bir blog ya da bu blog içinde bir kategori düşünüyoruz. Dikkat ederseniz düşünüyoruz yazdım :)

Kızarmış patates ve tulum peyniri

3 Ekim 2010

Bizim evde pazar günleri herkes evde; kahvaltı ve öğle yemeği birleştirilip, türk kahvesi ile sonlandırılıyor. Pek mutlu ve sohbet edesi oluyor insanın. Uykusunu almış, gazeteyi merak eden herkes bir ekini kestiriyor gözüne. Bana genelde pazar ya da kültür-sanat ekleri kalıyor ya da teknoloji mağazalarının katalogları.

Sofradan kalkmayı sevmiyorum; gazetemi, ikinci hatta üçüncü bardak çayımı ve türk kahvemi sofrada içmeyi ve diğer tüm işlerimi sofrada yapmaya heves ediyorum. Kablosuz bağlantımız olsa, bu yazıyı da sofradan yazıyor olurdum. Bilge Kağan, sofranın karşısındaki kanepeden bildirdim.

Ubuntu’ya Geçiş

12 Nisan 2010

Uzun süredir taşınabilir bilgisayarımda Windows 7 Professional kullanıyordum. Kullandığım uygulamalara bağlı olarak hem mecburdum hem de Vista’dan sonra memnundum da diyebilirim. Son zamanlarda artan sistem hataları ve eksik sistem dosyalarını gidermek yerine sil-baştan başlama gereği duydum.

8 serisinden beri kullanmadığım Ubuntu’yu yükleme konusunda kararsızdım çünkü daha önceden çift işletim sistemi ile (Windows ve Ubuntu) dosya izinleri konusunda sıkıntı yaşamıştım. Teknik ayrıntılarına girmeden anlatacağım.

İlk olarak, az önce de bahsettiğim gibi, kullandığım uygulamalar (Photoshop, Illustrator, InDesign vs.) Windows ve Mac platformlarında stabil olarak çalışıyorken, açık kaynak sistemlere uyarlanmış değil. Ancak Ubuntu ile aracı programlar (Wine) ve ayarlar kullanılarak çalıştırıldığına dair anlatımlar mevcut.

Benim gibi işi riske atmak istemeyen biri için yine çözüm çift işletim sistemine çıkıyor.

Ubuntu hız, güvenlik, düşük enerji tüketimi, açık kaynak ücretsiz yazılımları ve yenilenen arayüzü ile Windows’a göre daha cazip hale gelmiş durumda.

Hem Ubuntu hem de Windows işletim sistemini kullanmak için yapmanız gerekenler oldukça basit:

  • Kurulu bir Windows sürümü veya yeni kurulum ilk olarak yapılmalı.
  • Ubuntu buradan indirilip, Cd ya da USB belleğe kayıt edilmeli. (veya buradan Cd isteyebilirsiniz.Ücretsiz 2 hafta içinde elinize geçecektir.)
  • Ubuntu’yu tıpkı bir program yükler gibi kurabilir ve ya açılışta Cd’yi takarak normal kurulum yapabilirsiniz.
  • Normal kurulum yapılacak alan Windows yüklü alandan farklı olmalıdır. Zira, Ubuntu normal yükleme yaparken, yükleme yapacağı alanı kendi dosya sistemi ile formatlar.
  • GRUB ile boot menüsünü otomatik oluşturur (Açılışta Windows ya da Ubuntu seçimi)

Anlatımımın çok yüzeysel olduğu açık. Herhangi bir sorunla karşılaşma ya da kurulum ile daha detaylı bilgi edinmek için Ubuntu-TR Wiki sayfalarını ya da forumlarını ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca E-Dergi de çıkarıyorlar.

Eğer yukarıdakilerin herhangi biri sizde bir şey çağrıştırmıyorsa bu işlemleri yardım alarak gerçekleştirmenizi tavsiye ederim :)

1001 Pratik Bilgi

11 Nisan 2010

Bugün karıştırma günü; anne temizlik yaparken, dip-köşe girerken, peşinde dolanıp ortaya çıkan atılacakları ve eskileri kurcalama günü. Ve bugün bereketli geçti diyebilirim.

Dantellerin ve teneke kutuların arasından “CEYLAN YAYINLARI MÜESSESESİ” tarafından çıkarıldığını öğrendiğim bir kitap elime geçti: A’dan Z’ye KADIN 1001 Pratik Bilgi.

Temizlik yapılan alanda popomun üstüne oturup bu kitabı okurken buldum kendimi. Çok da keyif ve bilgi aldım. +6 Intelligence diyebiliriz.

Bazılarını buraya kitapta yazıldığı gibi aktaracağım:

  • Makarna, mantı veya benzeri hamur işlerini kaynar su içine attıktan sonra suyun iyice kaynaması için tencerenin kapağını kapatmak gerekir. Ancak tencerenin kapağı sıkı sıkı kapalı kaldığı zaman su taşar. Suyun taşmasına engel olmak için, suyu ateşin üzerine koyarken içine bir çay kaşığı margarin ilave edin. Margarin suyun taşmasına engel olacaktır.
  • Bir yumurtanın kabuğunu küçük parçalara bölün. Bunu bir çorba kaşığı sirke ile karıştırıp, termosun içine koyun ve bir kaç dakika bekletin. Sonra termosun yarısına kadar sıcak su doldurun. Termosu yavaş yavaş sallayın. Sonra termosu ılık su ile yıkayın. Termosunuz ilk günkü gibi temizlenecektir.
  • Lekelenmiş aynaların yine pırıl pırıl parlamasını istiyorsanız, suya birkaç damla ispirto ve çok az miktarda amonyak koyun. Bu karışım ile aynanızı silin.
  • Tırnak törpünüzün üstünü temizlemek için üstüne bir parça flaster yapıştırıp aniden çekin. Törpünün temizlendiğini göreceksiniz.
  • Ağızdaki sarmısak kokusunu gidermek için, sarmısak yedikten sonra bir bardak süt içmeniz yeterlidir.
  • Kızartmaları bol yağda yapmak gerekir. Böylelikle hava ile teması önlenmiş ve vitaminleri de içinde kalması sağlanmış olur.
  • Buzdolabınızı temizlemek ve kokusunu gidermek için sabunlu temizleme suyuna biraz karbonat katın.

Bunlar gibi her an lazım olabilecek 1001 pratik bilgi kitapta mevcut.

Oy Marmara Marmara, Ağlatursun Adami

17 Mart 2010

Istanbul büyüktü, ben salaktım. Her dalgalandığında oturur ağlardım.
Sabah kalkar niyet ettim ağlamaya, uydum Istanbul’a der başlardım.
Hele son zamanlar, iyice tadının içine hüzün kaçırdım.
Tuvalete bile yaşlı gözlerle gidiyor, uykularımdan ağlayarak olmasa da “ağlayım mı lan,ha. ağlayım mı?” diyerek uyanıyordum.
Orta  sondaydım ve depresyondaydım. 6 kişilik kümeyle bu sene depresyona girmiştik.
Vahşi bir tay, ürkek bir rakun, “uçan memeli? -hostes” diyendik.
Kendi halvet-i ruhiyemdeydim, içki içmiyor ama kafayı fantayla ve ağrı kesiciyle bulabiliyordum.
En çok da gömleği dışarıda öğrenciydim. Herkes gibi müdür de bana takmıştı, valla.
Ah şimdi müdür olsam, nasıl döverdim kendimi nasıl.
Pazartesileri İstiklal Marşımızın yavaş okunduğunu herkes bilir;
işte ben o sırada İstanbul’u düşünüp, memleketlerimizi, analarımızı düşünüp, duyguya gelip bağırandım.
Astarım yüzümden pahalıydı, ağırdım.
Eminönü kalabalık diye gider bir banka fındık kadar götümü koyar, emekli hanımı gibi yaygara yapardım.
Olmayan sevgilim tarafından terk edilir, aldatılırdım.
Neler çekmişim, düşündükçe çılgına dönüyorum şimdi.
İstanbul ağlıyormuş, ben ağlıyormuşum.
O çok dalga geçilen, anne ve yeni doğan çocuğu gibi.

Doğal Keleksiyon

11 Mart 2010

Ah tanrım, bu nasıl şey; ben de anlamadım? Kelekten mi evrildim ben yoksa?
Ne bu bahtsızlık, ne bu maral? Kırk yılda bir gülesim gelir, onda da gülesimi tutmak lazım gelir. Herkes bi’ ciddi olur ya da biri ölür.
“Opel Corsa mı, Toyota Corona’mı?” diyen arkadaşlarım olur.
Yere izmarit atarım dik durur.
Sahne bomboş kalmış yine; olsun.
Ama olmaz ki böyle, formatta tüm arşiv gitmiş: pornom benim isyanımdı be ya!

Kokulu Silgi

28 Aralık 2009

Arı mayalı silgi kokusu ile beni yatıştırabileceğini bilen arkadaşım geldi ve cebinden o muazzam güzellikteki, kenarlarından hafif kullanılmış silgiyi çıkardı ve burnuma dayadı. “En kötü günümüz böyle olsun be kanka” diyip birer parça götürdük.

Süpürge Tutmak

20 Aralık 2009

Emre Aydın’ın kaybolmasından sonra hayat çok hızlı değişti. E, tabi Çelik’te değişti. Ne ara 3 çocuğum oldu mesela? Gariptir, evlenip, takıları çalıp kaçan bir kadın tarafından da terk edilmişim ama ben mutfakta sütlaç yapıyordum. Ama her şeyin bir nedeni vardır, ben buna inanırım. Şu anda boş bir kağıt, yeni bir defter gibiyim. İnsanın gördükçe yazmaktan kendini alamayacağı gibi duruyorum.Yoda ve Mace Windu gelse üstüme stabiloyla kıvrık kıvrık yazmaktan kendilerini alamazlar. Beyaz peynir gibi ya, o kadar diyeyim ben sana.

Evet konumuz.. Bugün yılın ilk kar yağışını gözlemledim bölgemizin. Ama salonu çektirirken.. Gönül Jim Carrey misali yerlere yatıp kol bacak ayırmak, koşup koşup el ele kaymak istese de ben salona süpürge tutuyordum o esnada. Zaten bir şeyi çok istiyorsam, süpürge tutarken gözümün önünden akıp gitmesi benim rutinlerimden. Birgün vayrlıs ile intenrnete giren ve köşeleri çektirirken, islami usullerde eş bulan sitelere erişimi olan bir süpürge bulunur ve torbasızmış diye ebeveynlerim tarafından edinilirse, o gün benim günüm olacaktır.

Afedersin Ama

31 Ekim 2009

1248234717382642

Balkondaki saksılarda fesleğen var evet. Sabah uyandığımda gözlerim ne açık ne kapalıyken kokunu özlediğimi kendime bile belli etmemek için yetiştiriyorum. Sahi, nasıl beceriyordun kendini bu kadar canlı tutmayı? İlk 2 denememde başarısız olup kuruttum onları. Ve arkalarından tatile gitti gelecek diye kendimi inandırmak zorunda kaldım kokusuz günlerimde. Şimdi senden özür dilememin küfürden önce afedersin ama demeye benzeyeceğini biliyorum ama ben kaba bir insanım galiba. Küfürü ve malesef ki kırmayı seviyorum. Ders alabilmem için kokusuz kalmam ya da beni hayretle dinleyen gözlerin bir anlık sağa sola kayması gerekiyormuş. Ve şimdi, balkonlardan gelen soğuk hava dalgaları yüzünden akıyor gözlerim ve burnum afedersin ama senin aptal tavırların yüzünden değil.

Günlüğün Kadar Varsın

12 Ekim 2009
  • Bir psikolog ya da nörolog bu yazım ve yorumları ile ilgilenmeli.
  • Yeni başlayan Flashforward dizisinin Türkiye fan sitesi açılmış. Bu dizi tutacak, demedi demeyin diye buraya yazıyorum.
  • Bütün birliklerin dikkatine anonsundan sonra 3 araba 7-8 adam gelmesi Amerikan halkını korkutuyor olmalı. Sizin karakolunuzu bizim Adana’da bıçaklanan tarafın kızları döver lan.
  • İngilizce kelimelerde büyük “i” kullanılmaz.
  • Doğanay limonata bir numara, ona göre.
  • Eski haliyle: Tarlabaşı
  • Alkol hem iyiye hem de kötüye kullanılabilir; iyi düşün bak, heheh.
  • One Week ve 9 izleyin.

Bölmeye Yatmak

9 Ekim 2009

Efsanevi mahalle takımı çıkarmak gibi bir şey yapmaya çalıştığım. Koca herif bakkalı ve emekli beden eğitimi öğretmeninin amerikan traşlı oğlunu hiçe saymaksızın hem de. Rüyalarımda bile kendi odamdan çıkamadığımla girerim diyorum konuya ama daha tam kuramadım. Tıkandığım yerde pardon yalnız söyledim diyeceğim. Genizden konuşursam sanki daha çok etkileyecek gibiyim ama en iyisi normal konuşmama yedim bitirdim koçum ben havası katmakta karar kıldım. Aslında ben bile bu fikrimi düşündükçe çılgına dönüyorum. Bir anlık heves gibi geldi şimdi mesela. Bunları odamın ortasında belden aşağım yatağın üstünde gerisi yere doğru bölmeye yatmış vaziyette yazıyorum ve B planım yok. Boşver ya, ne de olsa dev bir ahtapot gelip dünyayı işgal edecek.

Yaşlanmak

9 Ekim 2009

“Kendinizi hissettiğiniz yaştasınızdır” palavrasının doğma sebebidir. Ben daha 45 yaşında olupta 20′lik gibi işleyen insan metabolizması görmedim. Hücreleriniz Amerikan gerilim filmlerindeki gibi ölüme doğru giderken size yapışır ve düşmemek için sizi de çekiştirirler. Ne onlar ne de siz başarılı olabilirsiniz bu yarışta. Zaman her zaman kazanır; çünkü dünyanın kasasıdır.

Fısıltılar

6 Ekim 2009
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #2)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
Published e-motions.
blog (feed #6)
Published Swim / Fly.
blog (feed #6)
blog (feed #6)
Shared heaven/hell.
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Çekirdek çitler gibi 10 tane karanfil yedim, dilim uyuştu. Ama tavsiye ederim. Yani bir iki tane. [lowman]
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
blog (feed #6)
Shared jürgen.
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Heroes 4×04 düşmüş. [lowman]
blog (feed #6)
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Heroes yeni bölüm "cart" diye bitti. Bakalım beşinci bölümde kahramanımızı neler bekliyor. [lowman]
blog (feed #6)

Fısıltılar

1 Ekim 2009
blog (feed #6)
blog (feed #1)
Published Fısıltılar.
blog (feed #6)
Published Fısıltılar.
blog (feed #6)
blog (feed #6)
Published soda-kola.
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
4. kez Açık Öğretim’e kayıt olmaya gidiyorum. Dönemezsem bilin ki şubede işe başladım; 5′te yeni iş arkadaşlarımla çıkar bi kahve içerim. [lowman]
blog (feed #6)
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Bir haftadır yaptığım typoları ömrüm boyunca yapmamıştım. Belki yazmayı ilk söktüğümde. [lowman]
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Açılış sayfanız Wikipedia olsun; her browserı açtığınızda bir başlık sizi karşılasın. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfa [lowman]
blog (feed #6)
delicious (feed #4)
blog (feed #6)
delicious (feed #4)
Shared Rente theme.
blog (feed #6)
Published Rente theme.
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
"Ay kameramaaaan, gözün kör olmasın emi." Show TV Ana haberlerinde, bir travesti kameramana yakalandığı an sulanırken söylemişti. [lowman]
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
3 kuruşluk çantamı bugün gönderebilirsin Markafoni. Evdeyim, bekliyorum. [lowman]
blog (feed #6)
blog (feed #6)
twitter (feed #3)
Tam parayı biriktirdim, bugün KDV indirimi kaldırılmış. [lowman]
blog (feed #6)