arkasında tekerlekli bavulu sürüye sürüye otobüsüne doğru ilerledi. eğer bavulun içindeki toz çile olsaydı ve bavul delik olsaydı, çıktığı yerden çileyi çekerek bulabilirdik onu. fakat nerede olduğunu bir otobüse bilet kesen bayan birde valizi bagaja yerleştirmede yardım ve yatakçılık eden taksici biliyordu.

 

yemek yapmamıştı son 3 gündür; o yüzden bir hayli açtıda. simitle poğaçayla gerçekten olmuyordu. kantine oturdu, tost ve çay söyledi. gelir gelmez sokaktan gelmiş aç bir çocuğun yemeğe yapıştığı gibi büyük lokmalarla yedi tostunu. çayını bitirdiğinde dakikalarının kaldığını hatırladı yolculuğuna ve kalktı. otobüsün önünde herkesin yaptığı gibi sigarasını yaktı, içli içli çekti. bavulu verirken sorun olur ya sigara, nereye koyacağımızı bilemeyiz; ona da oldu. binerken sigara kokuyor muyum acaba? diye düşündü. yerini buldu ve oturdu.

 

son çaresini bir çırpıda harcamak onu hiç düşündürmüyordu..


gece geç saatte indi varacağı şehire. hiç yabancılık çekmedi, aynı eskisi gibiydi şehir. rutin, 12′den sonra ölen anadolu kasabası.. yatağının kendini çektiğini bilerek yürümeye devam etti. bavul arkasından çileleri saça saça sürükleniyordu. bavulun ona göre tek avantajı tekerlekleriydi..

yatak çekiyordu. üstünü çıkarıp uyumak.. fakat çıplak uyuyacağından haberi yoktu. bavul gerçekten boştu..

No related posts.

Tagged with:
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>