“Aşk” ‘ta Geçen 40 Kural

Erkekler için özel kapağının çıkmasına, elif_safak_ask_kitabi_ konuştuğum her 3 kişiden birinin bu kitaptan bahsetmesine ve okumak için içim içimi yese de bir fırsatını bulamadım Elif Şafak’ın Aşk’ını okumaya. Gelen bir mailde kitaptaki bir bölümün Şems’in 40 kuralından bahsettiği yazıyordu; olduğu gibi kopyalıyorum:

1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

2. Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !

3. Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

4. Kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, koy gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

(daha fazla…)

Lowman tarafından Ağu 26 2009 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Oysa Ellerin

yerde ağlayarak süründüğüm vakitlerde bir tek halıda saçlarını bulduğumda biraz sustum. 5-10 tanesini bir araya getirip kokladım, yokluğunda kokunu taa derinlerime çekebilmek için. elimde bir tutam saç, gözümde oluk oluk yaş. kocaman olduk aslında ikimizde; neyin ne olduğunu biliyor, tartışarak bir yere varılmayacağını her defasında ezberden tekrarlıyorduk. muzurluk bu bizim yaptığımız. ikimizin ortak oyuncağını halının çizgilerinde beraberce gezdirecekken ya paylaşamıyoruz yada kendimize doğru çekiyoruz. oysa ne kadarda mutluyuz ikimizin elide birbirinde ve avucumuzda sevgimizle. kalp kırılması ile sonuçlanacak kazalara sebebiyet vermenin ne gereği var. bekliyorum.

Lowman tarafından Tem 25 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Ne Güzel Güldün

6 aydır duygu tomurcuklarımı dizimde sektire sektire geziyorum ve içimiz salıncaktan atlarken kalkar ya, içim o durumda. bir koli küçük kutu meyve suyunu kendi pipetleri ile içtikten sonra yola dizip her adımda birini patlatan bir orkestrayı yönetiyorum aynı zamanda. maksadın muhabbet olduğu masalarda en içi geçmiş adam ben oluyorum, kahkahaların göbeğinde dalıyorum. sıcak, ama ben karpuzun kendi kendini soğuttuğuna inanıyorum ve serinlemek için bir süredir güneşin altında karpuzla beraber bekliyorum. kışı da bekliyorum, bir kartopu yapıp içine ufak bir not iliştirip önünde dağılacak şekilde fırlatmanın planlarıyla serinliyorum.

belki durup dururken yanına gelince
söylediklerimi anlamsız buldun
oysa vakit yoktu ama sen haklıydın
çünkü böyle şeyler aceleye gelmezdi

yalandan da olsa ne güzel güldün o akşam bana

belki tanışmak zor iyi anlaşmak zor
peki görüşmek çok mu kolaydı
çok kısa bir zamanda belki birazda zorla
bence gayet iyide anlaştık

yalandan da olsa ne güzel güldün o akşam bana

[audio:http://www.worryaboutyou.com/1557/59378/b9e06a1819.mp3]

Lowman tarafından Tem 25 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Karadeniz

bir bataklık olmadan bu sevda, bitsin! dedi genç kız gözlerinin altında göz bebekleri kadar küçük taneli damlalarla. alınma ama, kurtulmaktan, sıyrılmaktan yanasın bataklık olarak gördüğün bu uzun berrak yemyeşil deryadan. gözlerin yanılıyor olmalı ki bu güzelim yeşilliği, parıltılı minik dalgaları, geceleri suyun üstüne düşen şu koca ay’ı nasıl bir çamur çukuru olarak görürsün dedi erkek titrek sesiyle ve devam etti bana ve senin için her damlasına kadar kendimde biriktirdiğim bu denize yapacağın en büyük kötülüktür bize girdiğinde çamura bulanacağını sanmak. derinimizde saklı hazinelerden mahrum kalacağını bile bile uzaklaşmak istiyorsan seni engellemek isterim; çünkü bir adım arkanda asıl bataklık var. denizinden korkuyorum ama ben dedi biraz daha sakince genç kız. erkek kendine güvenerek cevapladı: ben senin için doldurdum burayı, ne vurgun yemene izin veririm nede boğulmana. kendi dalgalarımı dizginlerim dalgakıranım olurum, boğulmanı engellerim; gerekirse tüm suyu gözlerimden akıtır kendi kendimi boğarım..

Lowman tarafından Tem 22 2008 tarihinde Sade kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Yolluk

seninle olduktan sonra öğrendim gözüm yollarda kaldının sadece bir deyim olmadığını, özlemenin verdiği sersemliği, akıl kaymalarını.. bir tabak kabak çekirdeğinin aslında hiçbirşey olduğunu ve kabuğununda yenmesi gerektiğini; çünkü ikinci tabağı almak için pencereden kalkmak gerekiyor. ya o arada beliriverirsen? ben ne yaparım o 15 saniye bahçenin demir korkuluklu yolundan geldiğini hayal etmeden?  ve sonunda belirdin; aynı anda sevinçten bende delirdim. her ilk gördüğümde bu geçici akıl kaybını yaşamak o kadar yumuşak ve heyecanlı bir duygu ki.. tıpkı bir pamukşekerin tamamını ağıza tepmiş olmak gibi. görünmez iplerle bileklerimden bağlanmış gibi açılıveriyor kollarım, tam seni içine sığdıracak kadar bir kucak. sana yer yaptım, burada uyu olur mu?

not: evet pamukşekerin tamamını ağzıma teptim, bu duyguyu da ancak böyle tasvir edebiliyorum.

Lowman tarafından Tem 9 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Bu Adam

“not defterine alınmış kısa kısa notlar; harfleri sana doğru ilerliyor” cümlelerin sonunda bir nokta daha koymak için bir heves, dalgın gözler her an dolmaya hazır. alkollü içecekleri keyif için içmeyi unutmuş, yorgun ve uykusuz. elde bir sigara yanarken ikincisini paketten sıyırmayı bekleyen eller, gömleğinin cebinde yarım jelibon paketi. kendiliğinde, yalnızlığında bile görgülü olmaya çalışılmış, çatal ve bıçakla yenmiş kızarmış tavuk butları. miskin bir oturuş tarzı; amerikan usulü bacak bacak üstüne atıp, kıçı oturulan yerin sonuna dayamak.. saçlar hiç bitmeyen bir yolculuğa başlamış bile sakallarla yarışırcasına. kahveden ve sigaradan olduğu belli kırık beyaz dişler. filmlerdeki gibi bir efektle ağzından içine doğru girecek olursak karşımıza çıkması muhtemel vaka : kırılmış bir kalp, yeter artık diye isyan eden dolaşım sistemi. pek fazla değil az daha yukarılara çıkarsak, bir nokta daha koymayı emreden bir beyin.. topal kalan tavuğun şerefine..

[audio:afas.mp3]

Lowman tarafından Tem 8 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 3 Yorum

Ne Zaman?

bu işe herhangi bir zaman verilir mi bilinmez ama yarın, haftaya, önümüzdeki ay olmuyor, cuk oturmuyor. zamanı varsa o da şimdi olmalı. şimdi bu kalp hızlı hızlı çarpıyor, şimdi uçuşuyor içimizde birşeyler ve şimdi bir heceye bakıyor gözler içindeki yaşı akıtmak için. bulutlara çıkma vakti şimdi, oradan daha yükseğe zıplayıp dünyayı muhteşem bir varlık gibi şimdi görebiliriz toz pembe görüş dürbünümüzle. şimdi ölsek ağzımız ve gözümüz açık gider; bir kere daha göreydim, bir kere daha haykıraydım seviyorum diye. şimdi çıkarsa çıkar sakızdan manalı maniler, diğer türlü ben ata binsem nereye giderim? şimdi olsa bir trafikte, bırakmaya gittiğimiz yere varana kadar doya doya baksak şu anları bize çekilir kılana. şimdi olur bunlar.. önümüzdeki şimdi

Lowman tarafından Tem 2 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 3 Yorum

Stop..Kestik…

tamam dur artık! zaten tüm sözlerimizi yedik bitirdik, birde birbirimiz çok geliriz; tatlıya bağlamaya yer kalmaz. benimle alıp veremediğinin alma kısmında daha ne olmalı bilmiyorum ama verme kısmında cimri olman belki beni bu kadar hırçın yapan.. nereden nereye geldiye getirmeden yerlerimize uyusak iyi olacak. en sevilecek hali uyku hali kocaman insanlarında; bebek misali.uyuduğunda daha çok anlıyorum seni..

 

b: canım?
s:zzZzzZzzZz..
b:bende..
s:ZzzzzZzzzZzz..
b:hiç düşünmedim bilmiyorum
s:zZzzZzZzZ..
b:evet olsun..ikiz olsun mu?
s:zzzzZzz..

Lowman tarafından Haz 14 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 5 Yorum

Sevme ve Sevişme Hakkı

Sevişme

..dudağımdan karışsan kanıma. ağzının salyası içime dolsa dolsa. daha sonra kussam seni yeniden çıkaracak kadar. sarılsak terlesek. medeni halimizin bekarlığından sonuna kadar faydalansak. gözlerimiz gelse birbirine ağlasamı, gülsemi bilemesek bebeklerimiz. ellerimiz şaşırsa birbirimizinkinin hangisini tutacağını. bir yandan merak etsek gözler açık mı kapalı mı? misafirlikten geçse artık vücutlar; kurulsalar. nefes almayı unutsak yine birbirimizin aşkını emerken. o an sen benim ben senin feragatçin.. ne de olsa sevme ve sevişme hakkına sahibiz desek pişman olmadan önce..

Lowman tarafından Nis 28 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 2 Yorum

Dilim Kalbime Dolaştı

yine dilim kalbime dolaştı. illa iki organ birbirine dolaşacak. ellerim ellerinde yine.. heyecanım oldun; utangaçlığımla birlikte. buluşmaların, kavuşmaların, varlığın çılgın bir heyecan benim için. hani yeni bir ayakkabı alırsın, gece onunla yatmak istersin; hiç bırakamamak. öyle bir heyecan. her seferinde ilk buluşma için bekler gibi beklemeler, sesini duyduğumda kalp atışlarımda hızlanmalar. ölürüm ben senin için deriz ya; bu anlarda çıkıveriyor bu. çünkü şu anda kalbim yerinden çıkacak gibi; bana seslendin. kalbim yerinden çıkarsa ve yaşarsam ilginç olur ama ölürsem.. bu bir intihar mektubu değil durum tasviri. gereksiz çizgileriniden arınmış bir harita metot defterinin hafifliği, müsabaka sonucunu bekleyen boksörün kalp gümbürtüleri, ilk kez uçan tırtılın “kelebeğim ben artık” çığırtıları, parfümün havaya karışma anı.. biz kendi aramızda buna aşk diyoruz.. ya siz?

Lowman tarafından Nis 13 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 2 Yorum

Sıkça Sanılan Sanılar

mutlu görünmeye çalıştık, utangaçtık, çekingendik, pasiftik birbirimize karşı. becerememe korkusu yok mu? o yedi bitirdi. ne keşfedilmemişlerimiz, ne tatlı münakaşalarımız daha olacaktı kimbilir. yerli dizilerden birine takılıp, o günü beklediğimiz zamanları bile hayal etmiştim. kalakalmak bu. bitiremediklerini yemeyi, dirseğinin sinirli yerini fiskos masalarına çarptığında kıyamam sana demeyi.. biz aşağıda imzası olanlar, seni iki günde özledik. gelde birbine aşkııııım diyen sevgililere beraber sinir olmaya devam edelim, TRT’yi televizyona TIRT diye kaydedelim. zaten kediler dişi, köpekler erkek değil mi (: altı üstü iki gün için çok zırladım gibi görünüyor ama görünmeyen mürekkepli kalemlede birsürü şey yazdım. ışığı olmadan okuyamazsınız ihihih..

 

lowman , minno, bünyamin

Lowman tarafından Nis 4 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum
  • Kuşum