Kaç ve kaçtır bildiğin en büyük rakamı sana verecek çarpımın oyuncuları?
Bulutlar en ufak rüzgarda dağılıyor suya karışan süt misali. Ekinlerin hepsi bir yana bakıyor, bulutların gittiği yere. Arada ince bir yol; yolda bir kadın.
İlk gözleri görünüyor, sonradan kilidine takılı kalacağım, içime süs asacağım.
Bitkin olmama rağmen sandalyeden hafif [...]
Kaç ve kaçtır bildiğin en büyük rakamı sana verecek çarpımın oyuncuları?
Bulutlar en ufak rüzgarda dağılıyor suya karışan süt misali. Ekinlerin hepsi bir yana bakıyor, bulutların gittiği yere. Arada ince bir yol; yolda bir kadın.
İlk gözleri görünüyor, sonradan kilidine takılı kalacağım, içime süs asacağım.
Bitkin olmama rağmen sandalyeden hafif kımıldanarak kafamı kaldırıyorum ve ona doğru bakıyorum. Buralarda kadınlara alışkın değiliz; en son bir kadın geçtiğinden bu yana 2 yıl oldu. Malak gibi yattığımdan gözlerim biraz kısık, bacaklarım hala uyuşuktu. Hafif seste dinlemeyi sevdiğim eski birkaç parçadan Shine on you crazy diamond‘ a sıra gelmişti. Islığıma hakim olamadım ve fiu fiu fiyuu diye ağzımdan çıkıverdi.
Kadının bu yana yaklaşması beni tedirgin ediyor, hareket edemediğimden (bacaklarım hala uyuşuk) içeri kaçma durumum da yoktu.Durduk yerde ıslık çalmamda beni utandırmıştı. Bekliyordum. Bana doğru süzülen, bulutları ve ekinleri yarıp gelen bu iki gözü, sabırsızlıkla bekliyordum..
Hiç birşey sormadan içeriye girmesi beni iyice tedirgin etti. Elindeki poşetini göstererek “Anılarımıda getirdim ama” dedi. Ne olduğunu hala anlayamamış, gittikçe yüzümün kızardığını, ellerimin birbirine dolandığını hissettim. “Sorun değil” dedim zorla.
Ben sandalyemde o başka bir koltukta uzunca bir süre geçirdik. Poşettekiler bitti; hepsi yendi, yutuldu.
Birbirimize kaldığımızı fark ettiğimizde bulutlar kapanmıştı. Yağmur başlıyor, hava yavaş yavaş kararıyordu. Onun benden yağmuru sevdiğini saklaması benimde ona bu konuda dürüst olmamı engelliyordu. Yağmuru seviyorduk ama ıslanmamaya çalışmak, bizim için faydasız bir çabaydı.
“yağmur yağıyor, seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor” burada ki arap kızını ilk duyduğunuzda aklınıza hafif tombul suratlı, kısa kıvırcık saçlı bir zenci hemşirenin geldiğini ölümü yiyin saklamayın. hakkının yendiğini düşünüyorum oradaki uzun dalgalı saçlı, orantılı ve yuvarlak hatlı arap emirliklerinden abu dubai’ye nüfusu kayıtlı ablamızın. asıl konumuz şemsiyenin altında düşünmek.. denediniz mi bilmiyorum [...]

“yağmur yağıyor, seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor” burada ki arap kızını ilk duyduğunuzda aklınıza hafif tombul suratlı, kısa kıvırcık saçlı bir zenci hemşirenin geldiğini ölümü yiyin saklamayın. hakkının yendiğini düşünüyorum oradaki uzun dalgalı saçlı, orantılı ve yuvarlak hatlı arap emirliklerinden abu dubai’ye nüfusu kayıtlı ablamızın. asıl konumuz şemsiyenin altında düşünmek.. denediniz mi bilmiyorum ama ıslanmış olma derdiniz üzerinizde şemsiye varken dahada artıyor. yani elinde şemsiye olan biri ile olmayan biri arasındaki amanin ıslanıyorumite çok farklı. şemsiyen varsa ıslanmaya tahammül edemiyorsun arkadaşım. sanki prezervatifin içindeymişsinde %98′lik bir koruma sağlayacakmış hissine kapılıveriyorsun.
“ıslaklığımla, hafif serinliğimle, damlalarımla yürüyorum. kendimi her ne kadar voltran gibi bir çok parçadan oluşmuş hissetsemde paslandırmıyor aksine yağlıyor bu damlalar mekanizmayı. damla olan şeylerle yakın alakama cukkadanak oturuyor bu yağmurlu günler. damla çikolata, göz damlası, yağmur damlası, damla sakızı.. alamancı dediğimiz adamlardan görüyorum birde her yağmur yağdığında. acaip yazılı şapkaları ile memleketinin yağmurunu [...]

“ıslaklığımla, hafif serinliğimle, damlalarımla yürüyorum. kendimi her ne kadar voltran gibi bir çok parçadan oluşmuş hissetsemde paslandırmıyor aksine yağlıyor bu damlalar mekanizmayı. damla olan şeylerle yakın alakama cukkadanak oturuyor bu yağmurlu günler. damla çikolata, göz damlası, yağmur damlası, damla sakızı.. alamancı dediğimiz adamlardan görüyorum birde her yağmur yağdığında. acaip yazılı şapkaları ile memleketinin yağmurunu özler haliyle dolaşmaya çıkıyorlar. ben nereye onlar oraya. gelmeseler keşke peşimden o komik şapkalarıyla. bende kıs kıs gülmesem şu ciddi yağmurlu gün ve haftalarda..” çok benimsedim yağmur olayını. norveç bizi kabul etsin. haberler tırt çıkmasın!
