Perdeler

Lowman tarafından Mar 25 2009 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 0 comments

untitled-1

Yaşadığından emin olamazsın, senden başkalarının hareket halinde olduklarını bilmedikçe; poşet çayın tadının berbatlığını bilemezsin haftada bir köşedeki çaycıda çay içmedikçe; yolculuk veya hancılık bitmiştir senin için; karın lapa lapalığından, yağmurun inceliğinden haberin olmaz; kim yeni araba almış kim çocuğunu servise vermiş hiç bilemezsin; kim kime ne satıyor, o sepet nerelere iniyor merak edemezsin; çocukların sokak kokularının belirliliği ve eve gittiklerinde “eve girmeden soyun kapının önünde” diyeceğini bilerek hareket etmelerini göremezsin; karşı komşunun enfes fıstıklı irmik helvalarını tadamazsın; şehirin ağır ama sert akışına yetişemezsin; 1 lira için soğukta küçücük çocukla yerlerde sürünmenin eziyetini düşünemezsin; ne kadar sevildiğini hissedemezsin; perdelerini açmadıkça.

 

 

Tanrılar serserilerde nefret ettikleri şeyleri
Kralların yapmasına izin verir, aldırmazlar.

Buckhurstin Ferrex Tra.

Yanlış Karar

Lowman tarafından Eyl 23 2008 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 6 comments

öyle boktan bir gün geçirmiştim ki o’na gününün nasıl geçtiğini sormak aklımdan bile geçmemişti. yani hergün yapıpta bugün unuttuğum birşeymiş gibi sıkıldım, daraldım bunu hatırlayınca. o’da bu sorunun gelmeyişiyle hayrete düşmüş, içi içini yiyor vaziyette değildi zaten..

kedilerin mamalarını verdim, biraz süt ekledim ve karpuzu ikiye bölüp buzdolabına koydum soğuması için. daha yatmaya çok vardı nede olsa karnımız kıyılırdı, atıştırırız diye düşünmüştüm. mutfaktan ayrılmamın arasından iki dakika geçmeden sabahtan beri tuttuğum çişim aklıma geldi ve tuvalete doğru hız kazanarak ilerledim. kapıda karşılaştık, birşeyler söylememi bekler gibiydi. ama ilk önce huysuzluğumun nedeni sandığım atık suyumu (daha sonra çişimi olarak bahsedeceğiz) dökmem gerekiyordu. yol istedim, vermedi. sağa gider gibi yapıp sola uzandım, yemedi. rakip oldukça çevikti. geniş omuzları, benimkinden daha ince beli ve çevik kolları sayesinde yolu tamamen kapatmış, bir ordu ile gel der gibi gülümsüyordu. son gücümle pes etmeksizin bacaklarının arasından geçmeyi denedim ve kolları kadar çevik bacakları olduğunu fark ettim. kafamı bacaklarının arasına sıkıştırmış konuşacak mısın? diye soruyordu. zekamı kullanmanın vakti gelmişti. evet ama buradan konuşamam, konuşsamda ağzım balık ağzı gibi olduğundan ne dediğim anlaşılmaz dedim. planım işliyordu, kafamı yavaşça serbest bıraktı, bende fırsat bilip kendimi ileri ittim. bu sefer boyundan yakalamıştı ve daha  pis sıkıyordu. konuşmamakta direnen ben daha fazla dayanamayacaktım. çişim vaaaaaaar! diye bağırdım. sonra halimize baktık ve ayı gibi gülüştük. ben her ne kadar güldürme işiycem şimdi desemde, kendi kendini gıdıklayan bir adam gibi duramadım ve azcık kaçırdım. bunu gülerek söyledim ve dahada gülmeye başladık. ben çişimi tamamen yapmışlığımın, o’da nasıl bir adamla beraber olduğunun farkına varınca birden durakladık..

bütün yaşadıklarımız gözümün önünden geçti, eminim onunda geçmiştir ve onunkileri izlemek isterdim o an çünkü utanmam mı yoksa dahada ağzımı ayırarak mı gülmem gerekiyordu bilemedim. o’da bilemedi ne yapacağını galiba ki baya bi oturduk. dolaptaki karpuz aklıma geldi ve getirmesini istedim. itiraz etmemesi hoşuma gitti ve gidişatın iyi olduğunu biraz gösterdi. karpuzu olduğu gibi alıp gelmesi beni çok şaşırtmıştı. yere koyduktan sonra ince parmaklı elini içine daldırdı ve koca bir lokmayı ağzına götürdü. vay anasını dedim. sonraki hareket beni daha da şaşırtmıştı; çekirdeği püiirt diye yere tükürdü. bende daldırdım elimi ve bir lokmayı suyunu akıta akıta kendime doğru çektim. çekirdeğini aynen gördüğüm gibi yere tükürdüm. koca karpuzun yarısı bitmişti ve birşey söylemeden kalktı gitti.

göz mesafesi kadar uzaklıktan oralar ve üzerindekiler sabaha temizlenecek dedi. bende hiç itiraz etmedim. kaç yaşında adam oynarken altına işeyip üstüne elleriyle karpuz yemiş ve çekirdeklerini yere tükürmüştü. denileni yapmaktan başka bir çare yoktu.

ICIME PARK EDILMIŞ UMUT

Lowman tarafından Şub 20 2008 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. 2 comments

caraba

acı küpü gibi, yeni ekşili jelibon gibi, sezercik gibi yazsamda, söylesemde, şimdi bile manasız manasız baksamda var bendede birşeyler..yeni fark ettim..acılı ezme çekiyor canım mesela sizin gibi, kalorifer görünce sarılmak gelir benimde içimden evet.telefon çalınca açmadan kim acaba diye düşünürüm bende, “filler çiftleşirken olan çimenlere olur” deyişine pis pis sırıtırım. “yumurtayı çok sevmem” der menemeni küt küt götürürüm ve insanlık için vermeyeceğim şey yoktur derim arada bir..

araya alakasız bir konu girdi:
“denizi sevmeyen yoktur mesela.kabul edilecek güçler vardır değil mi hayatımızda. seveceksin kardeşim denizi. bak biz hepimiz seviyoruz. öyle asiliğe, marjinal olma tavırlarına gerek yok. tuz ve su bu..”

benimde içime bir umut park edilmiş
ha bir bayan park etmiş gibi kıçı biraz dışarda kalmış o ayrı.. :)

  • Etikete Bakılır