İnsan Vücudu İllüstrasyonu, 1920ler, Almanya

“bir üretim yeri olarak insan vücudu”

Lowman tarafından May 15 2010 tarihinde Kafa Ayarı kategorisine gönderilmiştir. 12 Yorum

Ters Lens Tekniği İle Makro Çekim

Yüzlerce, hatta binlerce lira ödeyip edinilecek lensler ile SLR makinelerde makro çekimlerden kalite bekleriz.

Elimizdeki standart (kit) lensimizle de makro çekim fotoğraflarda kaliteli görüntüler almak mümkün. Bunun için; lensi çıkarıyor, tersini çevirip takıyor/yerleştiriyoruz. Burada Canon 350D ve 18-55mm lens ile uygulama klavuzu ve örnek fotoğraflar mevcut.

Flickr blog’da yayınlanan yazıda kurulan gruptan ve kullanımından bahsediliyor.

Profesyonellere tavsiye edilmez. Yalnızca eldeki malzeme ile daha kaliteli makro çekimler yapabilmek için ipucu niteliğindedir.

Lowman tarafından May 11 2010 tarihinde Görüntülü kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Lazer Bıçaklar, Tarayıcılar, Disket Sürücüler ve Gizli Yetenekleri

Laser engraver plays Super Mario theme from Jedediah Smith on Vimeo.

Üşenmeden birkaç tane daha atıyorum, benzerlerine kendiniz ulaşabilirsiniz.

İşlemci fanı ile evde Merak Etme Sen denemek üzere hazırlıklara başladığım için bir süre yokum.

Lowman tarafından May 11 2010 tarihinde Görüntülü kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Adana’nın Sırrı

Feridun Düzağaç, Yaşar, Haluk Levent gibi Adana’dan çıkan, hemen hemen aynı yaş grubuna dahil yorumcuların sırrını merak eder, “Neden Adana?” ve “Nasıl Adana?” sorularını kendime sorardım.

Bugün bir büyüğümden bu işin sırrını dinledim ve içim hiç tahmin etmediğimi söyleyebilirim.

Yazdığım müzisyenler Adana’da yaşamış, müziklerinde bir yere gelebilmişler. Kim bilebilirdi ki bunun sebebi, bu saydığımız sanatçıların, o dönemde İncirlik üssünde görev yapan Amerikan asker ve personeline yayın yapan radyonun sıkı takipçileri olacağını?

Lowman tarafından Nis 16 2010 tarihinde Müzik Kutusu kategorisine gönderilmiştir. 2 Yorum

Ubuntu’ya Geçiş

Uzun süredir taşınabilir bilgisayarımda Windows 7 Professional kullanıyordum. Kullandığım uygulamalara bağlı olarak hem mecburdum hem de Vista’dan sonra memnundum da diyebilirim. Son zamanlarda artan sistem hataları ve eksik sistem dosyalarını gidermek yerine sil-baştan başlama gereği duydum.

8 serisinden beri kullanmadığım Ubuntu’yu yükleme konusunda kararsızdım çünkü daha önceden çift işletim sistemi ile (Windows ve Ubuntu) dosya izinleri konusunda sıkıntı yaşamıştım. Teknik ayrıntılarına girmeden anlatacağım.

İlk olarak, az önce de bahsettiğim gibi, kullandığım uygulamalar (Photoshop, Illustrator, InDesign vs.) Windows ve Mac platformlarında stabil olarak çalışıyorken, açık kaynak sistemlere uyarlanmış değil. Ancak Ubuntu ile aracı programlar (Wine) ve ayarlar kullanılarak çalıştırıldığına dair anlatımlar mevcut.

Benim gibi işi riske atmak istemeyen biri için yine çözüm çift işletim sistemine çıkıyor.

Ubuntu hız, güvenlik, düşük enerji tüketimi, açık kaynak ücretsiz yazılımları ve yenilenen arayüzü ile Windows’a göre daha cazip hale gelmiş durumda.

Hem Ubuntu hem de Windows işletim sistemini kullanmak için yapmanız gerekenler oldukça basit:

  • Kurulu bir Windows sürümü veya yeni kurulum ilk olarak yapılmalı.
  • Ubuntu buradan indirilip, Cd ya da USB belleğe kayıt edilmeli. (veya buradan Cd isteyebilirsiniz.Ücretsiz 2 hafta içinde elinize geçecektir.)
  • Ubuntu’yu tıpkı bir program yükler gibi kurabilir ve ya açılışta Cd’yi takarak normal kurulum yapabilirsiniz.
  • Normal kurulum yapılacak alan Windows yüklü alandan farklı olmalıdır. Zira, Ubuntu normal yükleme yaparken, yükleme yapacağı alanı kendi dosya sistemi ile formatlar.
  • GRUB ile boot menüsünü otomatik oluşturur (Açılışta Windows ya da Ubuntu seçimi)

Anlatımımın çok yüzeysel olduğu açık. Herhangi bir sorunla karşılaşma ya da kurulum ile daha detaylı bilgi edinmek için Ubuntu-TR Wiki sayfalarını ya da forumlarını ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca E-Dergi de çıkarıyorlar.

Eğer yukarıdakilerin herhangi biri sizde bir şey çağrıştırmıyorsa bu işlemleri yardım alarak gerçekleştirmenizi tavsiye ederim :)

Lowman tarafından Nis 12 2010 tarihinde Kablolu Bilgisayar kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

1001 Pratik Bilgi

Bugün karıştırma günü; anne temizlik yaparken, dip-köşe girerken, peşinde dolanıp ortaya çıkan atılacakları ve eskileri kurcalama günü. Ve bugün bereketli geçti diyebilirim.

Dantellerin ve teneke kutuların arasından “CEYLAN YAYINLARI MÜESSESESİ” tarafından çıkarıldığını öğrendiğim bir kitap elime geçti: A’dan Z’ye KADIN 1001 Pratik Bilgi.

Temizlik yapılan alanda popomun üstüne oturup bu kitabı okurken buldum kendimi. Çok da keyif ve bilgi aldım. +6 Intelligence diyebiliriz.

Bazılarını buraya kitapta yazıldığı gibi aktaracağım:

  • Makarna, mantı veya benzeri hamur işlerini kaynar su içine attıktan sonra suyun iyice kaynaması için tencerenin kapağını kapatmak gerekir. Ancak tencerenin kapağı sıkı sıkı kapalı kaldığı zaman su taşar. Suyun taşmasına engel olmak için, suyu ateşin üzerine koyarken içine bir çay kaşığı margarin ilave edin. Margarin suyun taşmasına engel olacaktır.
  • Bir yumurtanın kabuğunu küçük parçalara bölün. Bunu bir çorba kaşığı sirke ile karıştırıp, termosun içine koyun ve bir kaç dakika bekletin. Sonra termosun yarısına kadar sıcak su doldurun. Termosu yavaş yavaş sallayın. Sonra termosu ılık su ile yıkayın. Termosunuz ilk günkü gibi temizlenecektir.
  • Lekelenmiş aynaların yine pırıl pırıl parlamasını istiyorsanız, suya birkaç damla ispirto ve çok az miktarda amonyak koyun. Bu karışım ile aynanızı silin.
  • Tırnak törpünüzün üstünü temizlemek için üstüne bir parça flaster yapıştırıp aniden çekin. Törpünün temizlendiğini göreceksiniz.
  • Ağızdaki sarmısak kokusunu gidermek için, sarmısak yedikten sonra bir bardak süt içmeniz yeterlidir.
  • Kızartmaları bol yağda yapmak gerekir. Böylelikle hava ile teması önlenmiş ve vitaminleri de içinde kalması sağlanmış olur.
  • Buzdolabınızı temizlemek ve kokusunu gidermek için sabunlu temizleme suyuna biraz karbonat katın.

Bunlar gibi her an lazım olabilecek 1001 pratik bilgi kitapta mevcut.

Lowman tarafından Nis 11 2010 tarihinde Genel kategorisine gönderilmiştir. 5 Yorum

ayPad

iPad çıktığından beri günde 5 posta unboxing, 3 posta da “uygulamaları ne güzelmiş” yiyoruz. iPhone çıktığında da bu kadar ses gelmişti. Buradan anlıyoruz ki elmacı Steve işini iyi yapıyor, milleti peşine takabiliyor.

Kendisinin yerinde olsam, bir grup psikolog ve ressam ile çalışır, ilk güncellemede topluluğun zihninde yer edinmek dahilinde Mona lisa yerine kendi resmimi yaptırıp koyardım. Meme uçlarımı da Slide to unlock aralığına denk getirirdim.

Ben böyle sapık bir adam değildim ama Steve “gel yerime geç” dedikten sorna böyle oldum, yanlış anlamayın. Zira para beni yoldan çıkarıyor. Cebime 10 lira girsin dilim falan böyle hareketler.

iPad ile düşündüklerimi bir sonraki yazımda açıklayacağım, hayal kurmak serbest. Dağılabilirsiniz.

Lowman tarafından Nis 5 2010 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Dikey Tarım Projesi

İleriki yıllarda, kırsal kesimin şehirlere göçünün kaçınılmaz hale geleceğini öngörenler tarafından, şehirlilerin tarım ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli projeler geliştiriliyor. Bunlardan en pratik ve dönem şartlarına uygun olarak işletilebilecek gibi görüneni dikey çiftlikler.

Temelde kapalı alanda tarım yeni bir şey değil. Fakat bu zamana kadar yapılan klasik tarımın ısıtma ve tarım alanlarının kapatılması ile sınırlıydı.

İleri görüşlü düşünür ve tasarımcılar bir araya gelip, 2050 yılına doğru giden süreçte yaşanacak nüfus artışı ve kaynak kıtlığının (su, toprak, tarım alanı, iş gücü vb.) önüne geçilmezse, 3 milyarlık nüfus artışı karşısında dünyanın açlığa doğru sürükleneceğini tahmin ettiler ki bu hiç zor olmamıştır eminim.

Buna engel olabilmek için öne sürülen çalışmalardan biri olan Dikey Çiftlik Projeleri kapsamında birçok çalışma geliştirildi ve patentlendi. Bir çok proje taslak, model ve işleyiş olarak bu sayfada görülebilir.

Bu tekniğin avantajlarından bazıları şöyle listelenmiş;

  • 1 dönüm kapalı alan arazisi, 4-5 dönüm açık alana bedel olur
  • hava şartlarına dayalı tarım yerine her hava koşulu yetiştirmeye uygun olur
  • kirli su dönüşümü kolaylaşır, projeler fosil yakıt tüketimini düşürüp, alternatif enerji kaynaklarını rahatlıkla kullanılabilir kılar
  • nakliye ve iş gücü maliyetlerini azaltır
  • devamı için (ing)..
Lowman tarafından Mar 31 2010 tarihinde Yersiz kategorisine gönderilmiştir. 1 Yorum

Dev Panoramik Tur: Paris

En yakınlara kadar zoomlayabilir, çatılarda oturanları, sokaklarda dolaşanları ve en küçük detayları bile görebilirsiniz: 26 Gigapixel panoramik resim ile Paris. Bağlantı hızınıza göre görüntünün netleşmesi süre alabilir, sabırlı olun.

Lowman tarafından Mar 21 2010 tarihinde Görüntülü kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın

Trendyol Davetiyesi

Trendyol Nedir?

Trendyol.com seçkin markaları, özel fiyatlarla sunarak üyelerine, ayrıcalıklı alışveriş deneyimi yaşatan özel bir alışveriş sitesidir.

Markafoni davetiyesine olan ilgiden sonra, benzer bir özel alışveriş sitesi olan Trendyol’dan da sizlerin faydalanmasını istedim ve isteyenlere Trendyol davetiyesi gönderiyorum. Tek yapmanız gereken, yorum formunda mail adresinizi doğru yazmak. İyi alışverişler.

Lowman tarafından Mar 20 2010 tarihinde Kablolu Bilgisayar kategorisine gönderilmiştir. 38 Yorum

Oy Marmara Marmara, Ağlatursun Adami

Istanbul büyüktü, ben salaktım. Her dalgalandığında oturur ağlardım.
Sabah kalkar niyet ettim ağlamaya, uydum Istanbul’a der başlardım.
Hele son zamanlar, iyice tadının içine hüzün kaçırdım.
Tuvalete bile yaşlı gözlerle gidiyor, uykularımdan ağlayarak olmasa da “ağlayım mı lan,ha. ağlayım mı?” diyerek uyanıyordum.
Orta  sondaydım ve depresyondaydım. 6 kişilik kümeyle bu sene depresyona girmiştik.
Vahşi bir tay, ürkek bir rakun, “uçan memeli? -hostes” diyendik.
Kendi halvet-i ruhiyemdeydim, içki içmiyor ama kafayı fantayla ve ağrı kesiciyle bulabiliyordum.
En çok da gömleği dışarıda öğrenciydim. Herkes gibi müdür de bana takmıştı, valla.
Ah şimdi müdür olsam, nasıl döverdim kendimi nasıl.
Pazartesileri İstiklal Marşımızın yavaş okunduğunu herkes bilir;
işte ben o sırada İstanbul’u düşünüp, memleketlerimizi, analarımızı düşünüp, duyguya gelip bağırandım.
Astarım yüzümden pahalıydı, ağırdım.
Eminönü kalabalık diye gider bir banka fındık kadar götümü koyar, emekli hanımı gibi yaygara yapardım.
Olmayan sevgilim tarafından terk edilir, aldatılırdım.
Neler çekmişim, düşündükçe çılgına dönüyorum şimdi.
İstanbul ağlıyormuş, ben ağlıyormuşum.
O çok dalga geçilen, anne ve yeni doğan çocuğu gibi.

Lowman tarafından Mar 17 2010 tarihinde Şahsi Meseleler kategorisine gönderilmiştir. Yorum Yapın
  • Kuşum