Sinema Alışkanlığı

sinema

Önceden ben de çok giderdim sinemaya. O kadar çok ki, arada bir makinenin yanına yaklaşır, sıvazlardım dönen yerlerini. Sonra bir şey oldu; sinemaya küstüm. Ama o kadar dandik bir şeymiş demek ki şimdi neden küstüğümü hatırlamıyorum öbür küstüğüm şeyler gibi. Çok nadir gidip geliyorum, bayramdan bayrama. Yani öyle bir film olacak ki, benim onu sinemada ziyaret etmem gerekecek kadar ağır ve hareket ettirilemez olacak. Bu küslüğün sebep olduğu buruk bir acı da içimde yok değil. Acıyor bir yerlerim ama o başlattı. Bazen büyüklük yapıp gideyim diyorum; o benden daha büyük yahu. Şart koştum kendi kendime bir de: İsmail YK’yı Türkan Şoray’la aynı filmde gördüğüm vakit, gidip elini sıkacağım sinemanın. Şimdilik bensiz daha iyiymiş her şey gibi davransa da, bir çift lafım var: Rahmetli de solluyordu. Yaz geldi, havuz alışkanlığım başlasın, küsene kadar. Güzel şeyler daha hızlı hareket edermiş.

Leave a Reply